'His’CorpseBride...
Yüksek tavanlı, dar ve uzun koridorda tek başıma yürürken, yukarıdan kendimi izliyorum. Üzerimde beyaz bir gecelik, eteklerinin kenarlarında dantelden kelebekler, ayaklarım çıplak, soğuk taş zeminde hissiz ve oyuncak bir ayı elimde, tek gözü yok… Yüksek pencerelerin önünden her geçişimde aydınlanan yüzümde durağan ve masum bir ifadesizlik… Ve sessizce attığım her adımda bir çocuğun korkusuzluğu yayılıyor o karanlık koridorlara… Ve yorgun bir kalbin ruhsuzluğunu görüyorum, çocukta… Canımın acıdığını hissediyorum. Taa derinlerde… Acıyı dindirmek için ne yapacağımı bulmaya çalışıyorum. Yapayalnızım… Çocuk korkmuyor belki ama ben çok korkuyorum.
"Korkma" diyor bir Ses, "Güven bana, korkma"
Derin bir sessizlik oluyor ve sesimin çıkmadığını fark ediyorum. Sadece bir yankı duyuyorum:
- Korkuyorum…
"Korkma" diyor Ses yeniden, "ayak izlerimi takip et, ışığı göreceksin."
Ayak izleri mi? Bir Ses’in ayak izleri… Arıyorum ancak bulamıyorum. Endişeleniyorum. Yapayalnızım… Aradığım şeyin neye benzediğini bilip bilmediğimin farkında dahi değilim… Ve kaybolmaktan korkuyorum.
Yoo, hayır, bu bir aldatmaca… O Ses yok, ayak izleri de... Işık? Işık hiç yok… Işığın olmadığını zaten uzun zamandır biliyor gibiyim. Ancak her nasıl olduysa o Ses’e kanıyorum. Peki, Sesler yalan söyler mi? Sormak için kelimelerin ağzımdan dökülmesini bekliyorum ancak ağzım kıpırdamıyor. Yeniden bir yankı duyuyorum:
- Sesler küçük kız çocuklarına yalan söyler mi?
"Hayır" diyor, Ses, "Sesler, uslu küçük kız çocuklarına asla yalan söylemez. Ama sen uslu küçük bir kız çocuğu değilsin. Ben o kız çocuğuna söz vermiştim, sen o değilsin. Yalan söyleyen sensin. İşte bu yüzden yalnız kalmaya mahkûmsun. Bu yüzden seni burada bırakacağım, bu karanlıkta kalacak ve ışığı asla bulamayacaksın çünkü senin için ben yokum."
"Gitme. Gidersen nefes alamam." demek istiyorum fakat yapamıyorum. Birileri ağzımı dikmiş olmalı, diye geçiriyorum aklımdan… Elimi dudaklarıma götürmek istiyorum fakat kaldıramıyorum. Dayanılmaz bir ağırlık hissediyorum. Bir anda Ses yok oluyor ve o kız çocuğunu görmemi sağlayan ışık da zayıflıyor. Ona yaklaşmaya çalışıyorum. Kendimi zorluyorum. Onun yüzünü görmek istiyorum. Çünkü o küçük uslu masum bir kız çocuğu… Ses onu nasıl terk eder, diye geçiriyorum aklımdan… Üşüyorum. Bir rüzgâr esiyor, içime işleyen… Sonra Ses’i bir kez daha duyuyorum;
"Bir rüya gördüm" diyor. "ve sen evleniyordun, kedilere bir başkası bakıyordu. İsteyerek ya da zorla, buna evet diyebilecek olan sen değildin. Oradaki senin kılığına girmiş bir başkasıydı. Sonra sen silikleştin ve başkası da silikleşti. Sen başkasıydın. O varsa ben yokum diyordun. Seni arıyorduk ama bulamıyorduk. Var olmak için sürekli kendini tarif ediyordun ama boşluktaki bir ses karanlıkta kayboluyordu. Sonra o ses de sustu. Bir başka ses ‘kapı çoktan kapandı’ dedi. Kapıyı aradık ama bulamadık. Karanlıktı, kapı kapanınca içeri hiç ışık girmez olmuştu. Daha sonra karanlığın içinden beyaz bir şey geçti. O bir hayalet mi, yoksa gelinlik mi anlayamadık. Neden gelinliği çıkartmıyorsun diye sorduk. Çünkü ben bir hayaletim dedi. Seni beyazlar içinde mi gömdüler dedik. Nereye gömüldüğünü hatırlamadığını söyledi. Hayaletten kaçmayı denemedik. Her taraf karanlıktı ve her ne yöne koşarsak koşalım hep aynı yere çıkıyormuşuz gibi gözüküyordu." Ve ekliyor ruhsuzca; "sonra" diyor, "uyandım ve hayat devam etti".
Bir anda kız çocuğunun elindeki oyuncak ayıyı düşürdüğünü görüyorum. Yüzünü sessizce dönüyor. "Hayır", diyorum. "Bu ben değilim. Olamam." Ben, beni tanıyamıyorum. Koridorda öylece salınan ışığa yaklaşıp yüzüme dokunmak istiyorum fakat elim boşlukta asılı kalıyor… Tıpkı yüzüne dokunmak istediğim "şeyin" de asılı olduğu gibi…
Yankıyı son bir kez daha duyuyorum:
- Korkuyorum.
Ses, "korku da bir dilektir ve bütün dilekler gerçekleşir" diyor. "Ve korkmalısın çünkü affedemiyorum ve affedilemeyen her şey çürür ve ölür. Tıpkı senin gibi…"
Yankı yok oluyor. Işık sönüyor ve çığlığım susuyor. Nefes alamıyorum. Ve elbette artık korkmuyorum. Nefesim tamamen kesildiğinde ellerini boğazımdan çekiyor. Derin bir sessizlik içinde son bir kez nefes alıp almadığımı kontrol ediyor ve o da yok oluyor çünkü Ses’in de çok iyi bildiği gibi, affedilmeyen gibi sonunda affetmeyen de çürüyor ve ölüyor…
by TheSheRonin
