HAKKIMDA

Bu blog salt BDSM içerikli düşünce paylaşan, dik-başlı, heteroseksüel bir kadın itaatkara aittir.

Kendisi, psikolojiye göre "hasta", hukuka göre "sapkın", toplum genel değer yargılarına göre "sapık"tır.

Zeki-olduğunu-iddia-ettiğini-düşünenlerin aksine geri zekalıdır ve zeka seviyesi kendisininkinden bir parça yüksek, dominant adamlardan hoşlanır (yersen). Matematiksel zeka yerine kendisiyle birlikte kumdan kale yapabilecek zekaya sahip olunmasını yeterli bulur.

Kendisi kısaca; sosyal ve iş hayatı dahilinde gücü ve tüm kontrolü elinde tutmaya alışkın, baskın bir karakterdir.

BDSM dahilinde ise işler şüphesiz ki oldukça farklılaşır. Bu kadın, "mutlak güç ve hakimiyet" karşısında “mutlak itaat” sunan, sınırlarının Efendisi tarafından genişletilebileceğine inanan, kendisini her geçen gün daha da iyi tanıyan ve tanımlayan, dolayısıyla ne istediğini çok iyi bilen, disiplin/otorite/saygı kaygısı “çok yüksek” ve kontrol edilmesi güç bir itaatkardır. Mazoşisttir. Efendisi ile olan iletişiminde kıskanmaktan ve kıskanılmaktan haz duyar (zelophilia). Her ne kadar “seks” duyarlı hassas toplum erkeğini huylandırmamak için, içinde "seks" kelimesi geçtiği gerekçesiyle, onun yerine, "akıl fetişisti" olduğunu vurgulasa da sapyoseksüeldir (sapiosexual). Kurgulardan kesinlikle hoşlanmaz. "Role-player" değildir. (Elbette BDSM dahilindeki) İlgi alanlarından bazıları; "zihinsel" her türlü oyunun yanı sıra, "asfiksi (erotic asphyxiation)", hareketsizleştirilmek, herhangi bir "şey" olmaya zorlanmak, herhangi bir şey için zorlanmaktır.

Şahsını, “köle” yerine “itaatkar” olarak tanımlamasının nedeni “iyi bir köle" olmaması değil, zamanlama-ve-itaat-ettiren-faktörleri doğrultusunda gelişen iki kelime arasındaki nüansa dikkat çekmek kaygısıdır. Yine de bu, “köle” kelimesini kullanmaktan ya da –Efendisinden– duymaktan hoşlanmadığı anlamına gelmez.

Kendisinden “mutlak itaat” bekleyen, ilk andan itibaren tüm yaşam haklarını elinden almaya kalkan ancak aslında “mutlak-hiçbir-değere/güce/otoriteye-sahip-olmayan”, kendisini Firavun Khufu ya da Marquis de Sade ile bağdaştıran itaat ettirenlerin önünde diz çökmek gibi eğilimleri yoktur. Zira kuşkusuz ki kendisi, bilerek ve isteyerek, elinde/içinde barındırdığı tüm güce rağmen diz çökmektedir. Dolayısıyla mutlak itaatin salt mutlak güç karşısında gerçekleşebileceğini, mutlak gücün ise itaat ettirenin psikolojik, zihinsel ve duygusal olgularda şahsından üstün olması anlamı taşıdığını savunur. Hazzın bedenden ziyade beyinde başladığına inanır ve beynimizin en seksi organımız olduğunu düşünür.

Bu platformda paylaştığı her türlü medyanın “kendi beğenisi” ve “kendi fikri” olduğunu hatırlatır, kimseden sempati beklemez. Ancak empati bekler. Ve çok şeye olmadığı gibi saygısızlığa da tahammülü yoktur. "Dozunda" eleştirileriniz ve yorumlarınız için hemfikir olmasanız da peşinen ve içtenlikle teşekkür eder.

@TheSheRonin/theMasterless

4 yorum:

  1. Sadece bu yaziyi okumak bile heyecan verici. Burada yazanlarin tersine mi yoksa farkli yonune mi bilmem ama baskin karakterli seks sosyopati olmayi seven ben icin normal hissettiren bir yazi.

    YanıtlaSil
  2. her kadının içinde mutlaka bulunan fakat itina ile saklanan düşünce

    YanıtlaSil
  3. son zamanlarda bu kadar etkileyici bir yazı okumamıştım içimdeki duyguları yazıda hissetmem içimi rahatlattı sanırım.

    YanıtlaSil